İçeriğe geç

Hangi ülkede hiç deprem olmaz ?

Hangi Ülkede Hiç Deprem Olmaz? Bir Genç Kadının Hayal Kırıklığı ve Umudu

Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşında, duygularımı saklamakta pek başarılı olamayan biriyim. Günlük tutmayı severim; içimi dökmek, düşüncelerimi kağıda dökmek bana hep rahatlatıcı gelmiştir. Ama bazen, hayatın karmaşıklığı içinde, bu duyguları kime anlatacağımı bilemiyorum. Geçenlerde, sokakta yürürken, “Hangi ülkede hiç deprem olmaz?” sorusu aklıma takıldı. Şehirdeki her adımda, toprak bile bana “bunu hissediyorsun değil mi?” dercesine titreşiyordu. Bu yazıyı da yazarken o sarsıntıyı hissetmeye devam ediyorum.

Bir Gün Kayseri’de Bir Deprem Olur Mu?

Kayseri’de büyüdüm. Şehir, genellikle sakin ve huzurlu. Ama son zamanlarda, her sabah kalktığımda o anksiyeteyi biraz daha fazla hissediyorum. İstanbul’da yaşadığım günlerde bile, deprem olasılığına dair bir korku vardı ama burada, Kayseri gibi bir şehirde, biraz daha uzak gibi hissediyorum her şey. Burada her şey sanki biraz daha stabil, sanki toprak daha sakin, gökyüzü daha huzurlu. Ama o huzurlu hissin altında bir korku yatıyor. İçimdeki o korku, her an bir şeylerin değişebileceği, her an toprakla yüzleşebileceğimiz düşüncesiyle büyüyor.

Bir akşam, çok sevdiğim arkadaşım Elif’le bir kafede otururken, bu düşünceleri paylaşmaya karar verdim. Sadece “Kayseri’de deprem olur mu?” diye sordum. Elif, gülerek bana baktı ve “Ya neden böyle bir şey düşünüyorsun? Burada her şey çok sakin,” dedi. Benim gözlerim ise boşluğa kaymıştı. Bir yanda güvenli, sakin bir şehirde olmanın huzuru, diğer yanda doğanın bir anda değişebileceğini bilmenin verdiği korku. “Bence bir gün Kayseri’de de olur,” dedim. Elif gözlerini kısıp bana bakarken, biraz gülerek ekledi: “Böyle düşünme, neden ki?”

Ama ben düşünüyordum, çünkü o düşünce hep beni takip etmişti. Gelecek belirsizdi, ama deprem gibi bir şeyin ne zaman geleceği, hangi an olacağı, insanı nasıl sarsacağı da belirsizdi. Sinirlerim bozulmuştu, ama bu his her zaman vardı; bu yüzden tuhaf bir şekilde, bu korkuya alışmak zorundaydım.

Hangi Ülkede Hiç Deprem Olmaz?

O akşam, kafeden ayrıldığımızda, her şey biraz daha karanlık görünüyordu. Kafamda “Hangi ülkede hiç deprem olmaz?” sorusu sürekli dönüp duruyordu. Elif’in söyledikleri ve kendi içimdeki korku birbirine karışmıştı. Bir an, o sorunun yanıtını bulmayı çok istedim. Bir yer olmalıydı; deprem riski olmayan bir yer. Herkesin huzurlu olduğu, toprakla, doğayla barış içinde yaşadığı bir yer.

Ama sonra fark ettim ki, böyle bir yer yoktu. Çünkü her ülke, her şehir, her toprak parçası, kendi doğasına, kendi yapısına göre bir risk taşıyordu. Belki de deprem, doğal bir gerçeklikti; bu, her yerde vardı, her yerde bir şekilde olacaktı. Ancak asıl mesele, o an bir yerin güvenli olup olmaması değil, insanların bu güvenliği nasıl hissettikleriyle alakalıydı.

O gece eve dönerken, Kayseri’nin sokaklarında yürüdüm. Havanın serinliği, etrafımda sessizce akan hayat bana huzur veriyordu. Ama bu huzur, içimdeki düşüncelerle çatışıyordu. “Bir gün burada da bir şeyler olacak mı?” diye düşündüm. O an, kaygı beni bir anlık bir boşluğa itmişti. Ama sonra, derin bir nefes aldım.

Deprem Korkusu ve Yaşama İsteği

Hangi ülkede hiç deprem olmaz? Bu sorunun bir cevabı yok. Bu soruya verdiğim her cevapta, o korkunun ve belirsizliğin içinde kaybolduğumu hissediyorum. Ama bu korkuya karşı duyduğum şey sadece kaygı değil. Bir yandan, hayatın geçici olduğunu fark ediyorum. Hepimiz bir gün bir şekilde bu dünyadan geçeceğiz. Kayseri’de, İstanbul’da, Tokyo’da ya da Los Angeles’ta… Nerede olursak olalım, hayatta kalma dürtüsü, her şeyi güçlü kılacak kadar derin.

Bir yanda, o sarsıntıları hissediyorum, ama diğer yanda da umut var. Belki de bu duygular birbirini tamamlıyordur. Çünkü korkularla, belirsizlikle, her şeyin ne zaman olacağına dair umutsuzlukla yaşamak, bir yandan da yaşamın değerini kavramamı sağlıyor. “Bir gün deprem olursa” diye düşündükçe, anı daha çok yaşamak, sevdiklerime daha yakın olmak istiyorum. Her gün, daha dikkatli olmak, daha fazla sevmek, daha çok paylaşmak istiyorum. O yüzden, “Hangi ülkede hiç deprem olmaz?” sorusunun cevabını bir kenara bırakıp, her anı kıymetli kılmaya karar veriyorum.

Sonuç: Korku ve Umut Arasında

Elif’le kafede konuştuğumda, “Kayseri’de deprem olmaz” diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı. Ama ben hala Kayseri’nin o huzurlu sokaklarında, evimin içinde otururken bile, o deprem korkusunu taşıyorum. Hangi ülkede hiç deprem olmaz? Hiçbir yerde. Ama belki de deprem, hayatta en değerli olan şeyin ne olduğunu hatırlatmak içindir: Zamanın sınırsız olmadığını ve her anı dolu dolu yaşamak gerektiğini.

Günlüklerimde yazdığım her kelime, bana bu gerçeği hatırlatıyor. Belki de bu yüzden kaygılarım, hayatın bir parçası olarak kabul ediyorum. Çünkü her şey, zamanla değişiyor; bazen bir deprem gibi, bazen de her şeyin tam tersine, yavaşça. Kayseri’de, İstanbul’da, dünyanın herhangi bir köşesinde, deprem olsa da, olmasa da, bu hayatı sevmenin bir yolunu bulmalıyım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş