İçeriğe geç

Kanvas çantalar kışın kullanılabilir mi ?

Kanuniesasi ne demek?

Bunu ilk duyduğumda ben de “bu kesin eski bir Osmanlı rock grubu adı falan” diye düşünmüştüm. Hani “Kanuni & Esasi Live at Topkapı 1876 Tour” gibi bir şey. Sonra işin aslını öğrenince biraz sustum, biraz düşündüm, biraz da “ben neden böyle düşünüyorum ya” diye kendime baktım.

Çünkü Kanuniesasi ne demek? sorusu aslında sadece bir kelime öğrenme meselesi değil. İçinde anayasa var, devlet var, modernleşme var, hatta biraz da “biz nereden nereye geldik” hissi var. Ama tabii bunu sıkıcı bir ders gibi değil de, İzmir’de Karşıyaka vapurunda simit yerken anlatıyormuş gibi düşünmek lazım.

Ben de öyle yapacağım.

Kanun-i Esasi ne demek, basitçe başlayalım

En temel haliyle Kanun-i Esasi, Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. 1876 yılında ilan ediliyor. Yani devletin “ben artık bazı kuralları yazılı hale getiriyorum arkadaşlar” dediği an.

Ama bunu duyunca gözünüzde hemen ciddi, kaşları çatık devlet adamları canlanmasın. Çünkü olayın arka planı biraz daha karışık, biraz daha “acil çözüm bulmamız lazım” modu.

Şöyle düşün:

Bir grup insan var, koca bir imparatorluğu yönetiyorlar. Ama bazı şeyler artık “söz uçar yazı kalır” noktasına gelmiş. Herkes farklı yorum yapıyor, kararlar kişiden kişiye değişiyor. O sırada biri diyor ki:

“Arkadaşlar biz bunu bir kitaba bağlasak mı?”

İşte Kanun-i Esasi biraz böyle doğuyor.

İzmirli kafasıyla Kanuniesasiye bakmak

Ben İzmir’de büyüdüm ya, bizde her şey biraz daha “rahat ama aslında çok da rahat değil” modundadır. Dışarıdan bakınca herkes chill, ama içeride aşırı düşünme seansları var.

Kanuniesasi ne demek? diye düşünürken bile zihnimde şu sahne canlanıyor:

Arkadaş ortamı:

— “Kanka devlet neye göre yönetiliyor ya?”

— “Abi kurala göre.”

— “Hangi kural?”

— “… iyi soru.”

İşte bu boşluğu doldurma çabası Kanun-i Esasi.

1876’da bir WhatsApp grubu olsaydı

Bunu hayal etmek aşırı eğlenceli geliyor bana.

Grup adı: “Devlet İşleri Acil”

Mesajlar:

— “Beyler bazı konuları yazıya dökelim mi?”

— “Herkes farklı yorumluyor sıkıntı çıkıyor.”

— “Ben artık tek sistem istiyorum.”

Ve biri link atıyor: “Kanun-i Esasi.pdf (taslak)”

Herkes okuyor, kimse tamamen mutlu değil ama herkes “en azından bir şey var” diyor.

Kanuniesasi ne demek? sorusunun tarihi arka planı

Şimdi biraz ciddileşelim ama çok değil, söz.

19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devleti ciddi bir dönüşüm ihtiyacı hissediyor. Avrupa’da anayasal sistemler yayılıyor, devlet yönetimi daha kurallı hale geliyor. Osmanlı da bu değişime ayak uydurmak istiyor.

Ama bu öyle “hadi geçelim” diyerek olmuyor. Çünkü yüzyılların alışkanlığı var.

Sonunda 1876’da Kanun-i Esasi ilan ediliyor ve Osmanlı’da meşrutiyet dönemi başlıyor. Yani padişah var ama yanında bir meclis de var.

Bunu şöyle düşünebilirsin:

Evde baba var ama artık “ben ne dersem o” dönemi bitmiş, aile meclisi kurulmuş.

Meclis fikri neden bu kadar önemli?

Çünkü ilk defa yönetime halkı temsil eden kişiler dahil oluyor (tam modern anlamıyla değil ama başlangıç olarak önemli).

Bugünden bakınca çok normal geliyor ama o dönem için büyük olay.

Ben bazen bunu düşününce şunu hissediyorum:

“Biz şu an telefonda bile her şeyi tartışıyoruz, o dönem bunu sisteme bağlamak baya cesaret işiymiş.”

Kanun-i Esasi’nin ruhu: biraz düzen, biraz da deneme yanılma

Şimdi dürüst olalım. Kanun-i Esasi mükemmel bir sistem olarak doğmuyor. Zaten hiçbir şey ilk halinde mükemmel değil.

Biraz deney, biraz uyarlama, biraz da “bakalım nasıl olacak” durumu var.

Bu bana İzmir’de yeni açılan kafeleri hatırlatıyor.

Menü güzel, ortam güzel ama servis biraz karışık:

— “Abi sipariş nereye gidiyor?”

— “Bir dakika kontrol ediyorum.”

— “Tamam bekliyoruz…”

Kanun-i Esasi de biraz böyle bir başlangıç yapıyor.

Ben olsam o dönemde ne yapardım?

Muhtemelen bir köşeye çekilip şunu söylerdim:

“Arkadaşlar bu iş ciddiymiş ya…”

Çünkü bir tarafta gelenek, bir tarafta modernleşme baskısı, bir tarafta dış dünya var. Kolay değil.

Kanuniesasi ne demek? gündelik hayata çevirirsek

İlginizi Çekebilecek İçerik: Kanvas çantada hangi IP kullanılır ?

Bazen tarihi anlamak için onu bugüne çevirmek gerekiyor.

Kanun-i Esasi aslında şunu diyor:

“Kuralları kişilere göre değil, yazıya göre belirleyelim.”

Şimdi bunu günümüze uyarlayalım:

Mesela arkadaş grubunda biri sürekli plan değiştiriyor:

— “Saat 8 dedik ama 9 oldu.”

— “Abi trafik vardı.”

— “Her seferinde trafik mi var?”

Sonra biri diyor ki:

“Tamam bundan sonra yazılı plan yapıyoruz.”

İşte Kanun-i Esasi mantığı tam olarak bu.

Biraz da iç ses: Ben bunu niye bu kadar düşünüyorum?

Bazen kendi kendime şunu soruyorum:

“Bir kelime bu kadar şey anlatabilir mi?”

Sonra cevabı yine kendim veriyorum:

“Evet, çünkü insanlık böyle şeyleri kelimelere sığdırmaya çalışıyor.”

İzmir’de yürürken bile aklıma geliyor bu tarz şeyler. Sahilde oturuyorsun, deniz var, martı var, ama beynin arka planda şöyle diyor:

“Acaba devlet yönetimi nasıl evrildi?”

Garip ama gerçek.

Arkadaşlarla Kanun-i Esasi konuşma denemesi

Geçenlerde gerçekten denedim.

Ben: “Kanun-i Esasi Osmanlı’nın ilk anayasası biliyor musunuz?”

Arkadaş: “Abi o pizza markası mı?”

Ben: “Keşke öyle olsaydı…”

İşte burada anlıyorsun ki tarih bazen yanlış pazarlanmış bir içerik gibi.

Kanun-i Esasi’nin kırılma noktaları

Her sistemin bir yükselişi ve zorlandığı anlar vardır.

Kanun-i Esasi de kısa süre içinde askıya alınıyor, sonra tekrar devreye giriyor. Yani istikrarlı bir çizgi yok.

Bunu şöyle düşün:

Bir diziyi izliyorsun, 1. sezon çok iyi, 2. sezon iptal, sonra özel bölüm geliyor, sonra tekrar başlıyor.

Biraz kafa karıştırıcı.

İzleyici (biz):

— “Devam edecek mi?”

— “Edecek ama ne zaman belli değil.”

— “Tamam…”

Bugünden bakınca Kanun-i Esasi ne ifade ediyor?

Bugün artık anayasa dediğimiz şey modern devletlerin temel taşı. Ama bu yol bir anda oluşmadı.

Kanun-i Esasi, o yolun erken ve biraz da sancılı adımlarından biri.

Ben bunu şöyle görüyorum:

Bir insanın yetişme sürecindeki ilk ciddi kararları gibi.

Yanlışlar var, düzeltmeler var, ama sonunda bir yön oluşuyor.

Küresel perspektif: yalnız değiliz

Sadece Osmanlı değil, dünyada birçok ülke aynı dönemlerde benzer süreçlerden geçiyor.

Avrupa’da anayasal monarşiler, Amerika’da erken dönem anayasal sistemler derken dünya genelinde “kuralları yazılı hale getirme” trendi başlıyor.

Yani Kanun-i Esasi aslında küresel bir dönüşümün yerel versiyonu.

Kanuniesasi ne demek? sorusuna en net cevap

Bütün bu anlattıklarımın sonunda şunu söyleyebilirim:

Kanun-i Esasi, Osmanlı Devleti’nin 1876’da ilan ettiği ilk anayasadır ve devlet yönetimini yazılı kurallara bağlama çabasının en önemli adımlarından biridir.

Ama bu kadar kuru bir cümleye indirgemek de biraz haksızlık olur.

Çünkü içinde insan var, dönem var, değişim var.

Son bir İzmir gecesi düşüncesi

Bazen akşam yürüyüşünde denize bakarken aklıma şu geliyor:

“Biz bugün sıradan sandığımız birçok şeyi, birileri yüzyıllar önce ilk kez denediği için yaşıyoruz.”

Kanun-i Esasi de onlardan biri.

Bir başlangıç, bir deneme, biraz da cesaret.

Ve belki de en önemlisi şu:

Kuralları yazıya dökmek, aslında bir toplumun kendisiyle anlaşma yapmasıdır.

Bunu fark edince her şey biraz daha anlamlı geliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş