Zehirlenen Mide Nasıl Temizlenir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
İstanbul’daki bir sokakta yürürken, insanların farklı hallerine şahit oluyorum. Kimi hızlıca bir yerden bir yere koşuyor, kimi ise sabah kahvesini alırken telefona dalmış. Toplu taşıma araçlarında bir yanda sağa sola savrulurken insanların endişeli bakışları, diğer yanda ise derin bir iç geçiren yüzler var. Ama bir şey var ki, bu şehri gerçekten anlamak için bakış açınızı değiştirmeniz gerekir: Zehirlenen mide nasıl temizlenir? Bu soru, sadece biyolojik bir meseleyi değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı, sosyal adaleti ve her gün karşılaştığımız cinsiyet rollerini de derinden etkileyen bir mesele haline gelir.
Zehirlenen Mide: Fiziksel Bir Durumdan Öte, Toplumsal Bir Metafor
Öncelikle, “zehirlenen mide” kavramını bir metafor olarak ele alalım. Mide, fiziksel bir organ olmanın ötesinde, vücudumuzun işlevselliği ve sağlığıyla doğrudan ilişkili olan bir alan. Ama günümüz toplumunda “zehirlenen mide”, daha geniş bir perspektiften incelendiğinde, aslında stres, baskı, ayrımcılık ve eşitsizliğin bir yansımasıdır. Bu bağlamda, zayıf düşen mideler sadece fiziksel açıdan değil, ruhsal ve toplumsal açıdan da zehirlenmiştir. Zehirlenen mideyi temizlemek, fiziksel bir iyileşme kadar toplumsal bir dönüşüm gerektirir.
Bunu günlük hayattan örneklerle somutlaştıralım. İstanbul’da toplu taşımada bir gün, sıradaki kişiye bakarken, özellikle kadınların, LGBTQ+ bireylerinin ve toplumun dezavantajlı gruplarının daha fazla stres ve baskıya maruz kaldığını fark ediyorum. Bir kadın sabah işe giderken, üzerinde ağır bir çanta ve kafasında uğraşılması gereken onlarca şey var. Hem fiziksel olarak hem de toplumsal olarak ‘zehirlenmiş’ bir beden var karşımda. Toplu taşımada ne kadar çok yer kapladığı, giydiği kıyafetlerin ne kadar uygun olduğu, kiminle iletişimde olduğu sürekli sorgulanıyor.
Bir yanda, kadınlar ve LGBTQ+ bireyleri için toplumsal bir baskı iklimi yaratılırken, diğer yanda bu kesimler fiziksel ve zihinsel olarak ‘zehirlenmiş mide’ gibi etkileniyor. Kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı cinsel taciz, eşitsiz ücret politikaları, homofobik söylemler ve toplumsal normlar, onları sadece iş gücünde değil, sosyal yaşamda da bir tür ‘zehirlenme’ye itiyor. Zehirlenen mideyi temizlemek, sadece mideyi değil, bu toplumsal baskıyı da temizlemek anlamına gelir.
Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Mide Sağlığı
Toplumsal cinsiyet rollerinin bireylerin yaşamını nasıl şekillendirdiğini gözlemlemek, “zehirlenen mide nasıl temizlenir?” sorusunun daha derin bir cevabını bulmamıza yardımcı olur. Kadınlar, geleneksel olarak her zaman başkalarını mutlu etmekle yükümlüymüş gibi hissediyorlar. İstanbul’da sokakta yürürken sıkça karşılaştığım sahnelerden biri, kadınların üzerlerinde “kendi bedenlerini” taşırken nasıl sürekli bir gerilim içinde oldukları. Bir kadın, işe gitmek için her sabah, ev işlerini ve çocuk bakımını önceliklendirerek vücudunu ihmal ediyor, geceyi uykusuz geçiriyor. Toplumsal beklentiler ve roller yüzünden, mideleri, stres nedeniyle gerçekten de zehirleniyor.
Bunun aksine, erkekler için de benzer bir durum söz konusu. Erkekler, duygusal olarak zayıf görünmemek adına duygularını bastırarak ilerliyorlar. Bu durum, onların zihinsel ve fiziksel sağlığını da olumsuz etkiliyor. “Zarif olma” ya da “ağlamama” gibi toplumsal baskılar, erkeklerin duygu ve düşüncelerini bir kenara bırakmasına yol açıyor. Bu bastırılan duygular da bir şekilde mideye, vücuda yansıyor ve o da zehirleniyor.
Zehirlenen mideyi temizlemek için hem kadınların hem de erkeklerin bu toplumsal baskıları aşmaları gerektiği gibi, toplumsal cinsiyet rollerinin yıkılması ve daha sağlıklı bir denge kurması önemlidir. Mideyi temizlemek, bu baskıları temizlemektir.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Zehirlenen Mide
Çeşitlilik ve sosyal adalet konusu, “zehirlenen mide nasıl temizlenir?” sorusunu daha da derinleştirir. Sosyal adaletin olmadığı bir toplumda, bazı grupların sürekli dışlanması, stresli ve zehirli bir ortam yaratır. Örneğin, İstanbul’un çeşitli mahallelerinde yaşayan yoksul bireylerin, eğitimde ve iş hayatında eşitsiz fırsatlar nedeniyle mideleri zehirlenmiş olabilir. Düşük gelirli bireyler, sağlık hizmetlerine ulaşım konusunda büyük zorluklarla karşılaşıyorlar. Bu durum, mide problemlerinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda sistematik bir eşitsizlik ve ayrımcılık sorunu olduğunu gösteriyor.
Ayrımcılık ve ötekileştirilme ile mücadele etmeden, toplumsal yapıyı sağlıklı hale getiremeyiz. Sosyal adaletin sağlanması, tüm bireylerin eşit fırsatlar sunarak midenin değil, toplumun ‘zehirini’ temizlemeyi amaçlar.
Sonuç: Zehirlenen Mideyi Temizlemenin Yolu Toplumsal Dönüşümden Geçiyor
Zehirlenen mideyi temizlemek, sadece midedeki fiziksel zararı ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal yapıdaki eşitsizlikleri de temizler. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin, ayrımcılığın ve sosyal adaletsizliğin yarattığı baskılar, bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlığını tehdit eder. Bu sebeple, zehirlenen mideyi temizlemenin yolu, sadece bireysel sağlığı iyileştirmekle değil, toplumsal yapıyı dönüştürmekle de ilgilidir.
İstanbul’un sokaklarında, her gün birbirimize bakarak daha sağlıklı bir toplum oluşturmanın yollarını aramalıyız. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve sosyal adaletin sağlanması, daha sağlıklı ve dengeli bir yaşamın temel taşlarıdır. Unutmayalım ki, zehirlenen mideyi temizlemek, bir kişinin sağlığını iyileştirmekten çok daha fazlasıdır.