İçeriğe geç

Sakatat dananın neresi ?

Kayseri’de Bir Sabah ve İçimde Dolaşan Eksik Bir Soru

Kayseri’nin sabahı her zaman biraz serttir. Hava ne kadar temiz olursa olsun, yüzüne çarpan o keskin rüzgâr insana “buradasın” diye hatırlatır. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı sabahlar uyanınca hayatın benden ne beklediğini tam olarak anlayamıyorum. Defterlerim dolu; yarım kalmış cümleler, içime sığmayan duygular, bir türlü netleşmeyen kararlar…

O sabah da öyleydi. Uyanır uyanmaz içimde garip bir huzursuzluk vardı. Sanki bir şey eksikti ama ne olduğunu bilmiyordum. Annem mutfakta çay demliyordu, evin içi ekmek kokusuyla karışmıştı. Pencereden dışarı baktığımda Erciyes’in üstünde ağır bir bulut vardı; sanki o da düşünceli gibiydi.

O gün dışarı çıkmam gerektiğini hissettim. Hiçbir planım yoktu ama ayaklarım beni çarşıya götürdü. Ve işte orada, belki de uzun zamandır zihnimin bir köşesinde duran o soru yeniden ortaya çıktı: Sakatat dananın neresi?

Çarşıya Yolculuk ve İçimdeki Sessiz Merak

Çarşıya yürürken insanlar yanımdan geçip gidiyordu. Herkesin bir hedefi vardı: kimi işe yetişiyor, kimi alışveriş yapıyor, kimi de sadece rutinini yaşıyordu. Ben ise sanki hiçbir yere ait değilmişim gibi ortada kalmıştım.

Bir kasap dükkânının önünden geçerken içeriden gelen sesler dikkatimi çekti. Bıçak sesi, etin kesilme ritmi, sabahın o sertliğiyle birleşmişti. Bir an durdum. Vitrinde dizilmiş et parçaları vardı; kırmızı, ağır ve gerçek.

Tam o anda zihnimde o soru yankılandı:

Sakatat dananın neresi?

Bu soruyu çocukluğumdan beri duyardım ama hiç bu kadar derin düşünmemiştim. Sanki basit bir mutfak sorusu değil de hayatın kendisine dair bir şeymiş gibi hissettirmeye başladı.

Kasap Dükkanında Bir An

İçeri girdim. Kapının açılmasıyla birlikte yoğun bir koku yüzüme çarptı. Et, baharat, metal ve zamanın kendisi gibi bir koku… Kasap beni fark etti. Orta yaşlı, yüzünde yılların izini taşıyan bir adamdı. Gözleri yorgun ama alışkındı.

“Ne alacaksın evladım?” dedi.

Bir an sustum. Aslında ne alacağımı bilmiyordum. Sadece oradaydım.

“Ben… şey…” dedim, kelimeler boğazımda düğümlendi. “Sakatat dananın neresi?”

Bir an durdu. Bıçağını masaya bıraktı. Sanki bu soru ona sık soruluyormuş ama her seferinde aynı ciddiyetle cevaplanıyormuş gibiydi.

“İç organlar,” dedi kısa bir sessizlikten sonra. “Karaciğer, böbrek, işkembe… Yani hayvanın en ‘iç’ tarafı.”

Bu kadar basitti. Ama benim içimde açılan boşluk o kadar basit değildi.

Çünkü ben o an sadece sakatatı değil, hayatın da iç tarafını merak ediyordum.

Soru: Sakatat dananın neresi?

Kasabın sözleri zihnimde yankılanırken birden çocukluğum geldi aklıma. Babamla birlikte küçük bir köy yolculuğuna gidişimiz… O zamanlar etin nereden geldiğini pek düşünmezdim. Sadece sofraya geldiğinde var olurdu benim için.

Ama şimdi her şey değişmişti.

Sakatat dananın neresi?

Bu soru artık basit bir merak değildi. İçine bakmakla ilgiliydi. İnsanların görmezden geldiği, konuşmadığı, sakladığı yerlerle ilgiliydi. Tıpkı benim kendi içim gibi.

Kasap bana bakıp hafifçe gülümsedi.

“İlk defa mı duydun?” dedi.

Başımı salladım. Aslında ilk değildi ama ilk kez bu kadar derin hissediyordum.

Babama Dair Bir Hatırlama

Eve dönerken zihnimde babam vardı. O hep sakatat severdi. Özellikle ciğer… “Asıl lezzet orada,” derdi.

O zamanlar anlamazdım. Hatta biraz tuhaf gelirdi bana. Nasıl olur da herkesin tercih etmediği şeyler daha değerli olabilirdi?

Bir akşam sofrada babama aynı soruyu sormuştum:

“Sakatat dananın neresi?”

O da gülmüştü. Kaşığını bırakıp bana bakmıştı.

“Evlat,” demişti, “her şeyin görüneni vardır, bir de içi. İnsan da öyledir, hayvan da.”

O an anlamamıştım. Ama şimdi anlıyorum gibi hissediyorum.

Babam yıllar önce sessizce hayatımızdan çekildiğinde, onun da bir “iç tarafı” olduğunu fark ettim. Biz sadece görüneni biliyormuşuz meğer.

İçimde Büyüyen Sessiz Çatışma

O gün kasaptan çıktığımda elimde hiçbir şey yoktu ama zihnim doluydu. Sanki bir şey öğrenmiş ama tam kavrayamamıştım.

Sakatat dananın neresi?

Bu soru artık beni rahatsız etmiyordu. Aksine, bir şeyleri açıyordu içimde. İnsanların hep sadece “dış” taraflara bakması… Hayatın parlak yüzünü tercih etmesi… Oysa asıl gerçeklik içerideydi.

Eve döndüğümde annem sofrayı hazırlamıştı. Tencerenin kapağını açınca et kokusu yayıldı. Sessizce oturdum.

Yemek yerken bile zihnim susmuyordu.

“İnsan neden içini merak eder?” diye düşündüm.

Belki de eksik hissettiği için.

Dönüm Noktası: İçine Bakmak

Merhabalar! Cova olarak “Sakatat dananın neresi” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.

O gece defterimi açtım. Uzun zamandır yazmıyordum. Kalem elimde ağırlaştı.

“Sakatat dananın neresi?” diye yazdım ilk satıra.

Sonra durdum.

Bu soruyu artık sadece et için sormuyordum.

Kendim için soruyordum.

İçimde bastırdığım duygular, söyleyemediklerim, kaçtıklarım… Hepsi birer “sakatat” gibi mi duruyordu? Görünmeyen ama en gerçek olan parçalarım…

Kendi içime bakmak kolay değildi.

Ama o gece ilk kez cesaret ettim.

Kendimle Yüzleşme

Hayatım boyunca hep düzgün görünmeye çalışmıştım. Başarılı, sakin, kontrollü… Ama içimde bir karmaşa vardı. Bunu kimseye anlatmamıştım.

Sakatat dananın neresi?

Bu soru bana şunu öğretti: En derin yerler, en çok kaçtığımız yerlerdir.

İnsan da öyledir. En çok sakladığı şey, aslında en çok kendisidir.

Deftere yazmaya devam ettim. Kelimeler akmaya başladı. İlk kez durmadan, düşünmeden yazıyordum.

Bir Kasap Dükkanının Bende Açtığı Kapı

Ertesi gün yine aynı sokaktan geçtim. Kasap beni görünce başıyla selam verdi.

İçeri girmedim. Sadece durdum.

Soru artık zihnimde yankılanmıyordu. Yerini bir fark ediş almıştı.

Sakatat dananın neresi?

Artık biliyordum. Ama bu bilgi etle ilgili değildi.

Kendimle ilgiliydi.

Son Değil, Devam Eden Bir Anlama Çabası

O günden sonra bazı şeyler değişti. Daha az kaçmaya başladım. Daha çok düşünmeye, daha çok hissetmeye…

Kayseri’nin soğuk sabahları hâlâ aynıydı ama içimde bir şey ısınmıştı.

Bazen bir kasap dükkânının önünden geçerken duruyorum. İçeriden gelen sesleri dinliyorum. O ses bana artık sadece etin değil, hayatın da kesildiğini, işlendiğini, şekillendiğini hatırlatıyor.

Ve her seferinde içimden aynı soru geçiyor:

Sakatat dananın neresi?

Ama artık bu soru beni korkutmuyor.

Çünkü cevap dışarıda değil.

İçeride.

Cova okurlarıyla “Sakatat dananın neresi” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş