İçeriğe geç

Klima en iyi kaçta ısıtır ?

Kayseri’nin Soğuğu ve O İlk Gece

Kayseri’de kışın nasıl bir şey olduğunu anlatmak zor. Kelimeler yetmiyor gibi geliyor bazen. Dışarı çıktığında yüzüne çarpan hava, sanki sadece soğuk değil; biraz da sert, biraz da sabırsız. O gece evin içine döndüğümde montumu bile çıkarmak istememiştim. İçerisi dışarıdan çok da farklı değildi aslında. Duvarlar soğuk, zemin soğuk, hatta nefesim bile soğuk gibi hissediliyordu.

O gün yeni eve taşınmıştım. Küçük, ikinci el eşyalarla döşenmiş bir daireydi. Ama bana o an saray gibi gelmişti. Çünkü ilk defa yalnız yaşıyordum. Bu yalnızlık fikri başta heyecan vericiydi. Kendi düzenim, kendi sessizliğim, kendi zamanım… Ama gece ilerledikçe o sessizlik başka bir şeye dönüştü. Daha ağır, daha derin bir şeye.

Pencerenin kenarına oturup dışarı baktım. Sokak lambasının ışığı buz gibi yere vuruyordu. İnsan sesi yoktu. Sanki şehir bile uykuya çekilmişti ama soğuk uyanıktı. O an içimden sadece tek bir şey geçti: “Ben bu evi nasıl ısıtacağım?”

Kombi vardı ama sanki yıllardır çalışmıyordu. Biraz da ürkek bir şekilde açtım. Radyatörlere dokundum, tepki yok. O an elimdeki tek şey salonun köşesinde duran klima oldu. Daha önce klimayla ısınma fikri bana hep uzak gelmişti. Klima yaz içindir diye düşünürdüm. Ama Kayseri’nin kışı bana fikirlerimi hızlıca değiştirmeyi öğretiyordu.

İşte o gece ilk kez kendi kendime sordum: Klima en iyi kaçta ısıtır?

Sadece teknik bir soru değildi bu. Sanki hayatımı kurtaracak bir bilgiymiş gibi önemliydi. Çünkü o an üşümek sadece fiziksel bir şey değildi; yalnızlıkla birleşmiş, içime işleyen bir histi.

Klimayla Tanışma: “Klima En İyi Kaçta Isıtır?” Sorusu

Klimanın kumandasını elime aldığımda sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissettim. Ekrandaki küçük rakamlar bana bakıyordu ama ben onlara yabancıydım. Isıtma modunu bulmam birkaç dakikamı aldı. O birkaç dakika bile soğukta uzamış gibiydi.

22 dereceyi denedim ilk. Sessizce çalışmaya başladı. Bir süre sonra hafif bir hava üflemeye başladı ama ben hâlâ titriyordum. O an içimde bir hayal kırıklığı oluştu. Sanki klimayla aramda görünmez bir mesafe vardı ve o mesafe kapanmıyordu.

Sonra 24 dereceye aldım. Bir arkadaşımın “genelde 24 ideal” dediğini hatırladım. Ama o gece ideal olan hiçbir şey yoktu. Sadece üşümek vardı, sadece beklemek vardı.

Koltukta oturup klimaya bakarken kendi kendime mırıldandım:

“Klima en iyi kaçta ısıtır ki gerçekten?”

Cevap basit olmalıydı ama değildi. Çünkü mesele sadece sayı değildi. Ev soğuktu, ben yorgundum, içim biraz kırgındı.

Komşu kapıyı çaldı bir ara. Yeni taşındığımı öğrenince kısa bir sohbet ettik. O bana gülerek “25-26 yap, Kayseri’de başka türlü ısınamazsın” dedi. O cümle bile bana umut gibi geldi. Sanki birisi bana küçük bir çözüm bırakmıştı.

Kapıyı kapattıktan sonra klimayı 26 dereceye getirdim. O an içimde garip bir beklenti oluştu. Sanki birazdan mucize olacakmış gibi. Ama mucizeler her zaman hızlı gelmiyordu.

Bekleyişin İçindeki Sessizlik

Dakikalar geçtikçe evde bir şey değişmeye başladı. Önce hava çok hafif ılıdı. Sonra ayaklarımın altındaki soğuk biraz çekildi. Ama içimdeki o sabırsızlık geçmiyordu.

Kendimi bir çocuk gibi hissediyordum. Bir şeyi çok istemiş ama hemen olmasını bekleyen bir çocuk gibi. Oysa ısınmak bile zaman istiyordu.

Pencerenin buğulanmasını izledim. Dışarıdaki soğukla içerideki sıcaklığın kavgası gibiydi bu. Camın üzerinde oluşan küçük damlalar, sanki içimde biriken düşünceler gibiydi.

O an fark ettim ki mesele sadece “kaç derece” olduğu değildi. Asıl mesele, sabretmeyi öğrenmekti.

İlk Küçük Rahatlama

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Klima eksi kaç derecede ısıtabilir ?

Bir süre sonra montumu çıkardım. Bu küçük bir şeydi ama benim için büyük bir değişimdi. Çünkü ilk defa o gece gerçekten ısınmaya başladığımı hissettim.

Ama yine de içimde bir şüphe vardı. “Acaba daha fazla mı yapmalıydım?” diye düşündüm. 27 mi? 28 mi?

Kendimi deneme yanılma içinde bulmuştum.

Elektrik Faturası ve Hayal Kırıklığı

Ertesi gün sabah uyandığımda ilk iş klimayı kontrol etmek oldu. Gece boyunca 26 derecede bırakmıştım. Oda artık daha sıcaktı ama içimde başka bir sıcaklık vardı: endişe.

Çünkü aklıma elektrik faturası gelmişti.

Kendi kendime kızdım. “Bu kadar kolay olmamalıydı ısınmak” diye düşündüm. Sanki konforun bir bedeli olmalıydı ve ben o bedeli hissedecektim.

Ama yine de üşümemiş olmak güzel bir histi. Bu ikilem beni rahatsız etti. Bir yanda rahatlık, diğer yanda kaygı.

Klimayı kapatıp pencereyi açtım. Soğuk hava içeri girince sanki bir gün önceki halime geri dönmüş gibi oldum. O an anladım ki ısı sadece fiziksel değil, duygusal bir şeydi de.

Deneyler Başlıyor

Sonraki günlerde kendimi küçük bir deneyin içinde buldum.

18 derece: Çok soğuk, neredeyse işe yaramaz gibi.

22 derece: Hafif ama yetersiz.

24 derece: Kabul edilebilir ama tam değil.

26 derece: İşte orada bir denge vardı.

28 derece: Fazla sıcak, rahatsız edici bir ağırlık.

Her ayar bana başka bir ruh hali gibi geliyordu. Sanki klimayı değil de kendimi ayarlıyordum.

Bir gün 28 dereceyi denediğimde içeride kalıp gibi bir sıcaklık oluştu. Nefes almak bile ağırlaştı. O an anladım ki fazla konfor bile insanı sıkabiliyordu.

Kendime şu cümleyi yazdım defterime:

“İnsan sadece ısınmak istemiyor, dengede kalmak istiyor.”

Doğru Sıcaklığı Bulmak ve İçsel Huzur

Zaman geçtikçe klimayla aramda garip bir ilişki oluştu. Artık sadece bir cihaz değildi. Evdeki yalnızlığımın, düşüncelerimin, gecelerimin bir parçası olmuştu.

En çok 25-26 derece arasında kalmayı sevdim. Çünkü ne üşütüyordu ne de bunaltıyordu. Sanki hayatın kendisi gibi… Tam kararında, tam ortasında.

Bir akşam yine Kayseri’nin sert rüzgarı camlara vururken koltukta oturuyordum. Dışarıda her şey soğuktu ama içeride bir denge vardı. O an ilk defa “evimdeyim” hissi geldi.

Kendi kendime düşündüm: Belki de “klima en iyi kaçta ısıtır?” sorusunun tek bir cevabı yoktu. Çünkü herkesin üşüme şekli, dayanma eşiği, hatta yalnızlık hissi bile farklıydı.

Benim için doğru sıcaklık sadece derece değildi. Biraz huzurdu, biraz güven hissiydi, biraz da geceyi atlatabilme gücüydü.

O gece defterimi açtım. Uzun zamandır yazmadığım sayfalardan birine sadece şunu yazdım:

“Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, içeride kalabilmek bazen yeter.”

Ve o an anladım ki ısınmak, sadece klimayla değil; insanın kendi içinde kurduğu dengeyle ilgiliydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş